Konya’dan Gaziantep’e

Konya’dan Gaziantep’e

885 755 Barış

Selamunaleyküm!

Sahneye bir bakın: Sabah henüz hava aydınlanmamış, arabayla çıkıyoruz. Oğlum Kutluk Han henüz uyuyor; eşim Suna da son bir kez dönüp bakıyor eve. Bir daha gelmeyecekler çünkü.

Bu yazıyı yazarken duygusal olmamaya karar verdim. O yüzden başa döneyim. Bir süredir Gaziantep’e yerleşmek için uğraşıyorduk. Sonunda yol açıldı. Önce eşim ve oğlumu götürdüm Gaziantep’e. Ben sonra yalnız döndüm. Benim biraz daha işim olacak çünkü. Aslında mutluyuz gideceğimiz için. Ailelerimiz Gaziantep’te. Ama o evden çıkmak üzecek. Oğlum doğduğunda biz bu eve henüz yeni taşınmıştık. Bu evde büyüdü. Sagopa Kajmer’in bir şarkısında şöyle bir lirik var: “Odamın hayaletisin, sessizliğine aşığım.” Buradaki odamın hayaletisin olayını yaşıyorum. Her yerde oğlumun, eşimin anıları var. Evin önündeki parkta az mı oynadı. Hatta orada öğrendi kaydırağı, salıncağı. Birlikte bizim mahalle bakkalına giderdik, evin önünde oynardı hep giderken. Ne bileyim o kadar çok şey var ki. Kendisi 4 yaşına girecek. Bir çocuğun 4 yaşına kadar olan ömrü orada geçmiş. Zor günler yaşadık. Bir o kadar da güzel günler yaşadık. Şimdi hepsi birikti, akın akın geçiyor adamın zihninden:) Öyle zor bir durum. Onlarsız yemek yapmak değil; onlarsız yemek yemek zor. Anlıyordur benzer durumu yaşayan.

Mutluyuz dedik diye buruk yanımız yok değil. Çok kıymetli ve de muhterem, yeri ayrı arkadaşlar kalıyor burada. Kutluk Han’ın “Başka Nene”si de arkada kalanlardan. Suna’nın Hatice ablası da. Tek tek isim yazmayayım da sonra adı geçmeyenler olur, kızarlar:) Ama yüzüne “Seni özleyeceğim” dediğim her dost bilsin ki doğru söyledim. Özlemeyeceklerime bunu demedim çünkü:) Konya’ya yerleşmek hayalimdi. Burada öğrenciyken “İş, güç ve ailemle buraya yerleşeyim” demiştim. Gerçekten nasip oldu. O zamanlar öyle kolay görünmüyordu. Gökkuşağı’nda oğlumun ve eşimin elinden tutup yürüdüm. Yok böyle bir huzur. Aynı şekilde Zafer’de. Alaaddin Tepesi’nde sevdiğim cafe artık yoktu ama başka bir cafe vardı, orada çayımızı da içtik. Eksi günleri konuştuk. Bunlar hep nasip oldu. Her saniyesinin tadını çıkardım. Şükrederim. Konya dışında “Konya yobaz” diyenler oldu. Yobaz olan Konyalılar değildi. Benim karşıma kötü bir Konyalı çıkmadı. Güzel insanlar. Güzel şehir. Şivlilik denen bir gelenek var mesela. Tam öğrenemedim ama sanırım “Üç Aylar” ile birlikte başlıyor. Çocuklara şeker dağıtılır. Bu iş gerçekten ciddiye de alınıyor. Çok güzel Bir şey. Etliekmek, düğün pilavı meşhur:) Ama biz en çok “Yağ Somunu” sevdik. Şimdi aklıma geldi. Meram tarafı. Tam bir terapi bölgesi. Gitmeyince insan gerçekten ihtiyaç duyuyor. Nar-ı Aşk da var. Cafe.. Yazarak bitmeyecek bu kısım:)

Biz Gaziantepliyiz. Ama Konya’da yıllarımız geçti. Bize “Ne işiniz var, tanıdığınız kimse yok” diyen o kadar çok oldu ki. Evet, aileler yanımızda olmayınca zorlandık. Ama hiç pişman değiliz. Konya bizim için özel olmaya devam edecek. Oğlum büyüdüğünde O’na da Konya’nın özel olduğunu anlatacağım.

Buradan giderken de şöyle bir karar aldık. Tatile giderken Konya sabit uğrak yerlerinden olacak. Ama ben Konya’ya gelince duygusallaşmadan nasıl gezerim; onun çaresini henüz bulamadım. Bir sonraki geldiğimde umarım bulmuş olurum.

Bu yazıyı buraya anı olması için yazıyorum.

Yıllar sonra okumak için. Okurken ben de “Aslında anlatacak çok şey var” diye başlarım konuşmaya. “O yazı sadece sembolik bir anı” derim:) Hatta söz; bu yazıdan alıntı yaparak da birşeyler yazacağım. Selametle..

Barış

'86 Gaziantep doğumluyum. Kendimi bildim bileli birşeyler tasarlamakla uğraştım. Photoshop ile tanışınca "Hah işte, haydi şimdi bir tezgah kuralım" diyerek sırf keyfine tasarımlar yapmaya başladım. Turizm öğrenimi görmüş ancak grafik-tasarım ve ticaret konusuna ilgi duyarak aldığım eğitimin dışına doğru bir yol çizdim. Kendimi birçok tasarım programı konusunda geliştirdim. Dijital sanat en fazla ilgi duyduğum konulardan biri. Garip huyları olan sıradan biriyim :)

All stories by:Barış

Barış

'86 Gaziantep doğumluyum. Kendimi bildim bileli birşeyler tasarlamakla uğraştım. Photoshop ile tanışınca "Hah işte, haydi şimdi bir tezgah kuralım" diyerek sırf keyfine tasarımlar yapmaya başladım. Turizm öğrenimi görmüş ancak grafik-tasarım ve ticaret konusuna ilgi duyarak aldığım eğitimin dışına doğru bir yol çizdim. Kendimi birçok tasarım programı konusunda geliştirdim. Dijital sanat en fazla ilgi duyduğum konulardan biri. Garip huyları olan sıradan biriyim :)

All stories by:Barış