Karanlıkta Kanadım

Karanlıkta Kanadım

1920 1080 Barış

Hayatın kazan dairesine inmeden önce, daha yukarıdayken, otogarda son çaylarımızı söyledik garsona. Bitince kalkacağımızı bile bile yudumladım çayı, yudumlamak zorundaydım. Artık vakit gelmek üzereydi. Çok sevdiğim çay acı acı baktı bana, bu defa tat veremeyeceğim diye. Ve bitti. Sahte gülümsemelerle kalktım, hesabı ödedim, dışarı çıktık. İnsanlar sadece görüntü; binalar, ağaçlar ve diğer bütün her şey bana hüzünle bakan canlılardı. Otobüsün yanına gittik, valizleri teslim ettik, sarıldım yareme.. Muavinin “Yolcu kalmasın!” sözünü duydum. Kara bulutlar da duydu ta uzaktan, geldiler hemen saldırı pozisyonu alıp beklediler bana acımasız ifadelerle bakarak. Yaktım sigaramı, ateşi cesaretimin parıltısı olsun, gözlerimin ışığıyla parlasın. Bindi otobüse yarem. Ve film başladı…

Otobüsün hareketiyle aramızdaki mesafe artmaya başlayınca kara bulutlar girdap oluşturdular üstümde, hapsettiler yukarıdan. Zaman su oldu artık, rüzgarla arkadaş. Yürüdüm otobüse bakarak. Etraf karardı, insanlar kayboldu, mekanlar yıkılmaya yüz tuttu; ağaçlar, taşlar, banklar korkuyla izlemeye başladı savaşı. Aniden ayrılığın kar maskeli savaşçılarını gördüm, ben otobüse bakarken onlar da kendilerini gördüğümü bile bile pusuya yatmış kamuflajda, bakarlar bana. Sigaranın da zamanı doldu, yalnız kalacağım ya, korkusuzca son nefesi çekip attım yere. Gözümü kısıp, otobüsün otogardan çıkmasıyla ayrılık muhafızlarından bana sıkılan ilk kurşuna baktım. Hızla geldi, tereddüt etmeden gerdiğim göğsüme girdi, kalbimin içinde hedeflediği yere gelince durdu. Savaşın ilk hamlesini yapmanın gururuyla sinsi sinsi bakıyordu bana içeriden. Ve savaş başladı!

dağ bulut fotoğrafı

Karanlıkta kanadım, karanlığa sınır çizdi kanım; Karanlıkta kırıldı kanadım, ayrılığa izin verdi muhafızım, yıkıldı şahım.

Başımı eğip baktım, karanlığı fethederek ilerledi yerde kanım. Biliyordu o fetih bana can vermeyecek. Liderlerine özenen bir sürü kurşun peş peşe deldi göğsümü, sırtımı… Yenik düşen ordunun tek askeriyim, biliyorum bu savaşı kaybedeceğim, kural bu, çarklara kimse müdahale edemez, çeviren görevli bile, etmemesi gerek çünkü, dönecek o çark, yıkılacağım. Çöktüm dizlerimin üstüne, gücüm kalmadı. Canım yandı, bağırdım, düşmanın gürültüsünde kayboldu çığlığım. Yarem dönene kadar ölmeyeceğim, gülmeyeceğim,sevgili dönünce kaybettiğimin fazlasını verecek Rabb’ime dua edeceğim,ölmeyip beklemeyi nasip ettiği için şükredeceğim…

O dönene kadar karanlıkta gördüğüm tek şeye bakacağım: Kanıma… Tek şeye hasret kalacağım: Canıma…

Barış

'86 Gaziantep doğumluyum. Kendimi bildim bileli birşeyler tasarlamakla uğraştım. Photoshop ile tanışınca "Hah işte, haydi şimdi bir tezgah kuralım" diyerek sırf keyfine tasarımlar yapmaya başladım. Turizm öğrenimi görmüş ancak grafik-tasarım ve ticaret konusuna ilgi duyarak aldığım eğitimin dışına doğru bir yol çizdim. Kendimi birçok tasarım programı konusunda geliştirdim. Dijital sanat en fazla ilgi duyduğum konulardan biri. Garip huyları olan sıradan biriyim :)

Yyaınladığı içeriklerBarış

Barış

'86 Gaziantep doğumluyum. Kendimi bildim bileli birşeyler tasarlamakla uğraştım. Photoshop ile tanışınca "Hah işte, haydi şimdi bir tezgah kuralım" diyerek sırf keyfine tasarımlar yapmaya başladım. Turizm öğrenimi görmüş ancak grafik-tasarım ve ticaret konusuna ilgi duyarak aldığım eğitimin dışına doğru bir yol çizdim. Kendimi birçok tasarım programı konusunda geliştirdim. Dijital sanat en fazla ilgi duyduğum konulardan biri. Garip huyları olan sıradan biriyim :)

Yyaınladığı içeriklerBarış