Hakkımda

Kimim, neyim, neler yaparım

Ben bir

Selamunaleyküm! Daha önce de hakkımda az buçuk yazmıştım sitede bir yerlerde. Oraları geçelim. Kim ne yapsın doğum yılımı burada. Bence dünyanın en iyi çiftinin oğlu; en kral iki adamın kardeşiyim. Dünya iyisi bir eşim, dünya tatlısı bir oğlum var. Çok küçük yaşlarımda, hatırıyorum, ilaç kutularından ya da işe yarar herhangi karton malzemelerden masa üstü saati, tablo falan yapmıştım. O günlerden anlamalıydım aslında tasarım merakım olduğunu. Sonra birgün babam bir CD getirdi, ben o zamanlar lise öğrencisiydim sanırım, “Al bunda photoshop diye bir program var, bir fotoğrafçıdan aldım, ingilizcen var o yüzden kullanabilirsin sen bunu” dedi. O zamana kadar adını birkaç defa duymuştum. Yükledim, babam yanımda, dedemle nenemin bir fotoğrafı var bilgisayarda, ona ayar vereceğiz. Ben kullanamayınca programı babam sitem etmişti, “Hani ingilizcen vardı” diye.
O gün de çok sevmiştim programı, ama kullanamıyordum. O günden beri de içerisinde tasarım unsuru bulunan herşey ilgimi çekmişti.

Turizm okudum, aslında babamı dinleyip gitmemeliydim, turizm ile ilgili bir kariyer yapmadım ancak üniversite yıllarında tasarım konusunda kendimi yetiştirdim.

Aslında çevrem beni mütevazı olarak bilir ama aslında her zaman öyle değilim malesef. Alışıldık olmayan davranışlarım var. Ayranı yemekle beraber değil, yemekten sonra içerim. Salatayı yemekten önce ya da sonra yerim; yemekle değil. Çay çok önemli. Yediğim içtiğim benim olsun başka şeylerden bahsedelim. Yazmayı severim, yoksa kalıyor içinde adamın. Öyle sosyal medyada yazmak da yetmiyor. Yazamıyorsun istediğin gibi. O yüzden burası takılmak için güzel bir yer.

Birçok grafiker gibi benim için de bilgisayarım, telefonum önemlidir. Öyle “Bu telefonu aldın da özelliği olsa ne olacak? Her özelliğini kullanıyor musun sanki” sözünü hak etmeyen biriyim. Kullanırım. Ama uçuk paralar dökmem telefona. I-Phone kullanmak bana israf gibi gelir. Biraz zevk. Ona harcayacağım parayı bilgisayarıma harcarım.

Tasarımcı

Barış Kılıç

profesyonel photoshop gaziantep

Bazı konularda belirsiz ya da karışık biriyim. Mesela müzik. Her tür şarkı dinlerim. Her daldan sevdiğim bir şarkı vardır. Sevdiğim bir şarkıya da takılırım hatta, günlerce her fırsatta dinlerim. Zor beğenirim sadece. Film de öyle. Bazen eşim de şaşırır, “Hadi ya.. Bunu beğendin mi yani”. Evimi seven biriyim ancak asosyal değilim. Gezmeyi de ihmal etmem. İhtiyaç duyuyor insan imkanları dahilinde. Çevremdekilerin dediğine göre tepkiliyim. Yani can sıkan bir olaya denk geldiğimde “Boşver” deyip geçemiyorum pek. Yerine göre tabi. Mesela cami önünde mesleği dilencilik olanlara tepki göstermeden duramıyorum. Ya da o kadar aç, yoksul insanımız varken, camiye 110.000 TL’lik avize alınmasına tepkisiz kalamıyorum. Dinci takılanlar beni dinsiz; dinsiz takılanlar da dinci olarak görür genelde. Anlamazlar çünkü pek. Bak buna “boşver” deyip geçebiliyorum ama. Samimi arkadaşlar “kılıbık” derler bana; bazen de şaşırır maço derler. Birgün sordum eşime “Maço muyum kılıbık mıyım?”. “İkisi de değilsin” dedi. “Hah işte bak tanıyor beni” dedim. Aslında çok eleştirilirim ben. Hepsini anlatayım dersem bu yazıyı bitiremem.Kim bir yazı ile kendini her yönüyle anlatabilmiş ki? Olsaydı, birgün sabahlamayı göze alır yazardım, sonra da herkese dağıtırdım. Oh mis!

Uzun ve gereksiz konuşmayı sevmem, haliyle yazı da bu kadar yeterli olmalı. Film izletmiyoruz, bu sayfa fragman olsun, selametle 